Muhasebe

Muhasebenin Tarihi ve Tarihsel Gelişimi

İnsanlık tarihin de ticaret yazının ya da paranın bulunmasından önce dahi gerçekleşiyordu. Bu sebeple ekonomi ile orantılı bir şekilde başlamıştır muhasebe tarihi, muhasebe insanın yaşamına devam edebilmesi için ihtiyaç duyulan maddelerin ve malzemelerin sağlanması, korunması ve tüketilmesiyle ilgilinin başlangıcından itibaren vardır lakin o zamanlar belirli kurallar net bir şekilde belirlenmemiştir. Muhasebenin tarihi ve tarihsel gelişimi için bir yolculuk yapacaksak eski dönemlerden itibaren bu konuyu ele almak zorundayız.

Muhasebe Tarihinde Eski Dönemler

Dünyada bulunan şu an için en geçerli kayıtlar Ortadoğu da tarih öncesi dönemlere uzanmaktadır. Bu çağda vazolar, çömlekler ve taşlara işletmelerin varlıkları, varlıkların miktarları ve çeşitleri kayıt edilmiştir. Yazılı olmayan döneme ait bir diğer muhasebe tarihi kanıtına ise Havaide rastlanır. “Quipu” adı verilen düğümlü sicimler yardımıyla gerçekleşir. Düğüm yönteminde bir ana sicime, diğer sicimler bağlanır bu sayede bir köyde ki insanların sayılarını ve varlıklarını muhasebeciler hesaplardı.

Muhasebe tarihinin kökleri ise Mezopotamya ve Eski Mısır tarihinde arandığı bilinmektedir. Muhasebe tarihine ilgi duyulan kişiler ise muhasebe tarihinin yazının ve sayıların kullanılmasıyla özdeşleşmiştir. Paranın icadının ardından takas ile ekonomi dönemi son bulmuştur. Yeni dönemde artık insanlar ticari işlemler sırasında takas yöntemi yerine para kullanmaya başlamıştır. Bunun bir sonucu olarak ise muhasebenin gelişimi başlamıştır. Bir örnek verecek olursak: Ticaretin geliştiği ülkelerde, paranın giriş ve çıkışını kontrol etmek adına kasa hesabı, varlıklar için mal hesabı kullanılmaya başlanmıştır.

Muhasebe Tarihinde Doğuda Yaşanan Gelişmeler

Muhasebe tarihi için en hızlı gelişim dönemi, devlet ve saray yetkililerinin önemini kavramasıyla başlamıştır. Bu kavrayışla birlikte saraylara katiplik mesleği getirilmiştir. Katipler devletin üst kademesinde yer alırdı. Görevleri ise genel olarak defter tutma ve bütçe denkliğini hesaplamaktan geçiyordu. Tarihte muhasebenin izleri manas destanında da görülür. Manas destanında anlatan olayların tam olarak zamanı bilinmese de yaşanan olaylar 9. Yüzyıla bağlanmaktadır. Bu destanda yer alan: “İçine girip varalım! Malı kaydettirip, malı helalince alalım! Parayı kaydettirip, parayı helalince alalım!” sözleri muhasebeyle ilişkilendirilir. Bu dizelerde mal ve para kavramları geçmekte ve bunların kayıt altına alınması söz edilmektedir. 1309 yıllına gelindiğinde İlhanlı Devleti’nin yazılmaya başlandığı bilinen Saadetname Ortadoğu da ilk muhasebe öğreti kitabı olarak kabul edilmektedir.

Muhasebe Tarihinde Batıda Yaşanan Gelişmeler

Batıda ki gelişmeler 1494 yıllında Luca Pacioli adlı İtalyan rahip ve matematikçi ile başlamıştır. “Summa di Aritmetica, Geometria, Proportionni ét Proportionnalite” adlı eseri yayınlamış ve bu kitabın bir bölümünü muhasebe konularına ayırmıştır. Pacioli bazı kaynaklar tarafından çift yanlı kayıt muhasebecisinin kurucusu kabul edilirken, kimi kaynaklardan ret edilir. Pacioli’den öncesine bakacak olursak Pacioli bu sistemin kurucusu değil sadece katkı sağlayan bir kişi olarak göz önünde bulundurabiliriz. Pacioli aynı zamanda muhasebecilerin tuttukları defterleri yetkili makamlar tarafından denetlenip, onaylanmasını, şüpheli alacaklılar için amortisman ayrılması gerektiğini söyler. 1540 yıllına geldiğimizde ise “Quaderno Doppio” adlı eserin yazarı olan Domenico Manzoni hem kuram hem de uygulama açısından çift yanlı kayıt sisteminin ilkelerini tam anlamıyla açıklığa kavuşturmuştur.

Çift Yanlı Kayıt Sisteminin Gelişimi

16. ve 17. Yüzyıllara gelindiğinde çift yanlı kayıt sistemi Avrupa tarafından kabul edilmiştir. Kısa bir zaman içinde tüm Avrupa’ya yayılmıştır. Bu yayılma ve genişlemenin ardından çift yanlı kayıt sistemine olan ilgi artmış ve katkılar, gelişmelerle birlikte günümüzde ki halini almıştır. 17. Yüzyılın sonlarına doğru farklı tip mal varlıkları için ayrı envanter hesapları kullanılmaya başlanmıştır. 19. Yüzyılın başlarına geldiğimizde büyük şirketlerin genişlemesiyle birlikte maliyet muhasebesi ortaya çıkmıştır.

Ülkemizde Muhasebenin Gelişimi

Ülkemizde 1926 yıllına kadar ve cumhuriyet öncesi döneme hızlı bir göz atacak olursak. Darüsşafaka, İstanbul Ticaret Mektebi ve Askeri Rüştiyelerde muhasebe eğitimi verildiğini gözlemleyebiliriz. Bu zamanlarda Fransızların etkisi, çeviri eserler nedeniyle muhasebe üzerinde fazlasıyla hissedilmiştir. Cumhuriyet öncesi dönemler de yine muhasebe alanında basit modeller kullanılmış, işletmeler dahi basit kayıt yöntemi kullanmıştır. 1940 yılında çıkarılan kazan vergisi kanun, 1950 yıllında çıkarılan gelir vergisi kanunu ile birlikte işletmelerin muhasebe faaliyetleri için bir kayıt düzeni oluşturmuştur. Devamında yaşanan gelişmeler ile birlikte muhasebe ülkemizde ve dünya da hala gelişmekte olan bir dal olarak faaliyet göstermeye devam etmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir